Tag Archives: Blue Valentine

Blue Valentine

İlişki zor iş… Çekici biriyle tanışırsınız ve birden bünyenizi feromonlar, hormonlar ve adını koyamadığınız bir sürü şey kaplar, bir de üstüne nabzın son viteste atması, terleyen eller, gerilen sinirler derken kendinizi bu kişiyle aranızdaki en ufak fırsatı bile dünyanın en büyük nimetiymiş gibi kaçırmamaya çalışırken bulursunuz.  Onun da sizi birlikte olacağı kişi olarak seçmesini isterseniz zira bu hormonların tavan yaptığı dönemde tek düşünebildiğiniz onunla geçecek mutlu anlarınızdır. Sonraları işler hafiften yavaşlar, rayına oturur (ya da rutine..) O başlarda taptığınız ufak tefek şeyler artık giderek daha az heyecan verir ve hatta bu ufak tefek şeyler bazen sinir bozucu olmaya bile başlayabilir. Ama onu gerçekten seviyorsanız bu ufak pürüzleri aşmaya ve onu bırakmamaya çabalarsınız zira hayatınızı geçirmek, kısacası birlikte olmak istediğiniz tek kişi odur.

Blue Valentine’de izleyeceğimiz konu, bir ilişkinin nasıl yavaş yavaş parçalandığı ve son kullanma tarihine yaklaştığı. Çiftimiz (Ryan Gosling ve Michelle Williams) neredeyse kulaklarından fışkıran aşklarıyla giderek sarpa saran evliliklerini kurtarmaya çalışır. Minik kızlarını, bütün sorumluluklarını bir geceliğine bırakır ve onları en başında biraraya getiren şeyi geri getirmek adına bir deneme yapmaya karar verirler.

Afişler

Filmin afişi duyguyla dolu ancak sade ve koyu bir görüntüye sahip; Kaldırım kenarında bir duvara yaslanmış Gosling, kucağında umumi ortam modunu fazlasıyla geride bırakmış Williams ile aşk içinde oturuyor. Arka planda kalansa bir köprü ve acele bir tutku. Fotoğrafın bütününe filmin de ismiyle uyumlu mavi tonları verilmiş. Yukarıda kalan yazı ve filmin başlığı ise tebeşirle yazılmış gibi görünmekte ki evdeki samimi etkiyi vermek için birebir. En tepede film için yapılmış festival kaynaklı yorumlardan birinden seçilen bir cümle yer alıyor ki buradan aldığımız fikir de filmin potansiyel bir Oscar adayı olacağı.

Totaline bakarsak gayet güzel bir poster.  Ancak çifti ele aldığımızda bu umumi aşk hali sanki birbirlerine çok aşık olan ve buna karşı koyamayan hatta bu teoriyi daha ileri götürürsek birbiriyle büyük bir aşk yaşayan iki evsiz insanın filmi hissiyatına kapılmamak işten değil maalesef. Bu durum kampanyanın geri kalanıyla biraz ayrı düşen bir görüntü.

Fragman

Fragman, Gosling ve Williams’ın karakterlerinin ilişkilerinin nasıl başladığına yoğunlaşıyor. Bu ikisini şarkı söyleyip dans ederken izlediğimiz şirin sahnenin üzerine…  Müzik  devam ederken akan sahneler  ufak dozlarda mutluluk barındırsa da  fragman gittikçe ciddi hatta depresif bir hal almaya başlıyor. İzleyiciye geniş ölçekli bir arka plan vermese de hikaye hakkında kolayca bir fikir edindiriyor. Önümüzde, ilişkilerinin giriş ve gelişme fazlarını izleyeceğimiz, inişli çıkışlı bir çifti konu alan bir film olduğunu anlıyoruz. Bazı yönlerden çekici ve güzel gelebilir ancak filmi maalesef dümdüz bir romantik drama olarak satmaktan ileri gidemeyerek belki de filme haksızlık edecek bir fragman. Festivallerin fragmana eklenmesi ise sade ve iddialı bir atak olarak görülebilir.

Online

Filmin resmi websitesi, posterin başka bir versiyonuyla karşılıyor bizi ve yan tarafta site yüklenir yüklenmez açılan fragmanı izleyebiliyorsunuz.

Bölümlerin ilki “hakkında” ve burada yalnızca filmin kısa bir sinopsisine rastlıyorsunuz. Sinopsiz film hakkında diğer sitelerde verildiğinden daha iyi ve daha kapsamlı bilgi vermekte.

Oyuncular ve yapımcılar bölümlerinde filmde görev alanların kariyerleri hakkında bilgilere ulaşabiliyorsunuz.  Medya bölümündeyse karşınıza filmin fragmanı ve filmden birkaç tane klip çıkıyor.

Diğer videolar için: http://bluevalentinemovie.com/media.html

Bir diğer tarafta ise şu an tarihi geçmiş olan Blue Valentine MPAA Ratings Appeal’a katılın linki bulunmakta ki buna birazdan değineceğiz.

Filmin Facebook sayfasına gelirsek, enteresan hatta garip bir şekilde fotoğraf albümleriyle açılan bu sayfada aynı zamanda Sundance 2010’daki katılımdan çeşitli görüntüler bulabilirsiniz. Bunlara ek olarak da az çok twitter sayfasındaki gibi videoları, halka tanıtım kısmındaki güncellemeleri ve bir takım pazarlama aktivitelerini sayabiliriz.

Reklam ve çapraz pazarlama

Şu ana kadar herhangi bir reklama rastlamadık maalesef. Filmin gişesinin sallantıda olduğu gerçeğini de göz önüne alırsak, bunun gibi küçük bir film için büyük bir kampanya yapmaya ve bir reklam oluşturmaya yatırılacak pek fazla sermaye olmadığı gibi stüdyo için çok zaman da yoktu. Ama film için birazdan anlatacağımız planda olmayan ancak iyi kullanılan sansasyonlar sayesinde oluşan kulaktan kulağa pazarlama bulunmaz bir nimet oldu.

Medya ve halka tanıtım

Film ilk olumlu sinyallerini 2010 Sundance Festivali’nde galası yapıldığında vermeye başladı. Buradaki en büyük sürprizlerden – pek de ilginç veya dramatik olmayan bir oyuncu kadrosuna rağmen- en güçlü dramalardan biri olarak yorumlandı. Festivale gelen ve bolca röportaj veren Williams ve Gosling’in başrolü paylaştığı film, Sundance’ teki göze çarpan yerini bu sayede gerçekten güçlendirdi.

Ancak MPAA, 17 yaş üstü sınırlama etiketi verdiğini açıkladığı zaman yeni bir büyük sallantı geldi. Filmi güzel yorumlar topladığı Sundance’te veya Cannes’da izleyenler, bu 17 yaş etiketi konusunda oldukça şaşırmışlardı zira içerikte tartışılır bir taraf pek de görememişlerdi. Belki de bu açıklama, film için bir lütuf sayılabilir çünkü dağıtım planlarını yarıda kestiren açıklama sayesinde film hakkında bolca konuşuldu.

Weinstein co. bu konuda mahkemeye gideceğini söylerken tabi ki etrafta dolaşan söylentiler, filmi biraz daha gündemde tutmak için çaba gösterildiği yönündeydi.  Tutulan en iyi avukatlar ordusu da bunun göstergesi gibiydi. Yaş sınırı veya etiketi ne olursa olsun filmin artık kulaktan kulağa yayılan bütün bu söylentilerle gişede hatırı sayılır bir etki yaratacağı artık neredeyse kesindi.

Black Swan’da izlediğimiz cinsel içerikle eşdeğer olduğu Los Angeles Time’da yer bulurken, itiraz edilen etiket de tartışılmaya başlandı. Zira bu iki filmin farkı, Blue Valentine’deki kadın-erkek romansının aksine Black Swan’dakinin iki kız arasında geçmesiydi -ki lezbiyen ilişkiye kısa bir değinmenin tartışılır olması bir yana, doğru kararı vermek çok daha mantıkdışı ve zor olacaktır-

Bütün tartışmalara son nokta ise yapılan bir açıklamayla kondu. MPAA filmi r-rating olarak yeniden etiketledi. Tabi ki dedikodu mekanizması yeniden çalıştı ve bu açıklamanın baskılar sonucu yapıldığı düşünüldü. Bu da filme ikinci bir kulaktan kulağa pazarlama imkanı sundu.

Özetle

Devasa değil ama insanları uzun süre -iyi ya da kötü fark etmez- bolca hakkında konuşturmasından dolayı başarılı bir kampanya aslına bakarsanız. Sundance’ten gelen övgüler ışığında Gosling ve Williams’ı kampanyanın önplanına çıkartan çalışma akıllı bir seçim olmuş gibi görünüyor. İkilinin performanslarını, hareket noktasının merkezi yapmak, hikayeyi olduğu gibi göz önüne serme pahasına da olsa yapıldı. Bu göz önüne seriliş kısmı da sözü geçen performansları görmek isteyen seyirciyi daha çok çekti ve işe de yaradı.  Ancak şu da bir gerçek ki filmin gişesini etkileyecek en büyük unsur MPAA in Rating etiketi olayı oldu. Fragman gibi pazarlama malzemeleriyle ve gösterimlerinde aldığı övgülerle vitesi arttıran filmin ratinglenmesi, onu gündemin tam ortasına oturttu ve kendisinden oldukça söz ettirdi. Esas tartışılması gereken, bu rating’leme karmaşasının ne kadarının Weinstein tarafından üretildiği…